İstanbul’un Fethinde gizli kahraman ” ŞÂHÎ TOPLAR “

1444-46 arasında tahta geçen Sultan II. Mehmet Han, tüm düşlerini ve istikbalini süsledişi İstanbul’u fethetmeyi arzu etmekteydi. Lakin dönemin siyasi karışıklıkları, Mehmet’in henüz bir toy oluşu ve etrafında Candarlı Halil Paşa gibi, İstanbul’un fethine ve II. Mehmet’in saltanatına olan inançsızlığı, Mehmet’in 2 yıl 3 ay kadar sürecek olan ilk saltanatına son vermiş olacaktı. 1446 ‘da Candarlı tarafından tertip edilmiş bir Yeniçeri ayaklanması ile tahtı tekrar elde edecek olan II. Murat, oğlunu kendine itaat ettirmiş ve onu şehzadelik sürecinde bulunduğu Manisa Sancağına tekrar yollamıştı. Murad’ın oğlunu tahta geçirmesinde en mühim bir âmil de, İstanbul’daki müddeiye karış onu, kendi sağlığında halka meşrû hükümdarları olarak tanıtmak ve tahtta kolayca yerleşmesini temin etmekti.1

Mehmet, tahttan indirildikten sonra gittiği Manisa sancaığnda, Tahtın ona tekrar göründüğü 1451 yılına kadar burada İstanbul’un fethini ve burada getireceği nizamı düşünmüş. Yapacaıı önemli icraatları daha o günlerden düşünerek ayarlamıştır. Buradayken kendini adeta ilime vermiş ve ilk saltanatındaki hatalardan ders çıkarmaya odaklanmıştır. Burada II. Mehmet, İstanbul surlarını ancak geliştirilebilecek yeni bir top ile vurabileceğini anlamış ve çalışmalar hususunda bu konuya ağırlık vermiştir. Lakin II. Mehmet, tahta geçtiği sırada, devlet üzerindeki Candarlı tesiri, II. Mehmet’in bu durumda biraz daha ağır davranmasını ve fetihlerde ittihatlı davranmasını göstermiştir. Öncelikle devlet içerisinde kendisinden çok Candarlı Halil Paşa’nın nüfuzunun bulunması, II. Mehmet’i harekete geçirmiş, devlet içerisinde önemli mevkilere kendi adamlarını getirmiştir. Burada örnek olarak Yeniçeri ağası Kurtçu Doğan’ı azletmesiyle görebiliriz.2 Bu adamı azlederek doğrudan saraya başlı Sekban birlikleri kurmasıyla, bu zamana kadar Candarlı Halil Paşa’nın elinde ve emrinde bulundurduğu Yeniçerileri kendi gücüne başladı. Böylece İstanbul kuşatmasında doğrudan kendisine bağlı 5000 birliği daha şimdiden temin etmişti.

Top; demir veya taş mermi atan bütün ağır ateşli silahlara verilen bir isim olup, Türkçe bir kelimedir. Kâmûs-ı Türkî de “barut ve gülle ile doldurulup atılan ma’ruf büyük silah, Resimli Kâmûs-ı Osmânî’de ise “barut gazlarının kuvve-î dâfiasıyla mermiyyâtı remy etmekte istimal olunan âlât-ı nâriyye” olarak verilir.3

Osmanlıların ateşli silâhlarla tanışması XIV. yüzyılın ikinci yarısına kadar inmekle birlikte sabit top dökümhanelerinin tam olarak ne zaman kurulduğu bilinmemektedir. Elde kesin deliller bulunmamasına rağmen ilk sabit top dökümhanesinin Edirne’de II. Murat tarafından tesis edildiği ve II. Mehmet tarafından da kullanıldığı kabul edilir. Ancak bu tarihlerden önce Osmanlıların muhtelif savaşlar için top döktüğü ve bunların bir kısmını seyyar top dökümhanelerinde imal ettiği bilinmektedir. Tophâne-i Âmire. Tesbit edilebildiği kadarıyla Edirne’den sonra inşa edilen ikinci top döküm merkezi İstanbul’da bugünkü Tophane semtindeydi. Kesin inşa tarihi tesbit edilememekle birlikte, Tursun Bey’in Yeni Saray’ın bir tarafının Tophâne’ye baktığından söz etmesi, yine aynı tarihlerde kaleme alınan Fâtih Vakfiyesi’nde (867-875/1462-1470) Ayasofya Camii’nin gelirleri arasındaki Galata’da Kapıiçi Hamamı’nın Karaköy mahallesinde ve Tophâne Kapısı yakınında bulunduğunun belirtilmesi fetihten yaklaşık on iki yıl sonra (1465) tophânenin varlığını gösterir. Buradaki yapının Osmanlılar tarafından mı inşa edildiği yoksa mevcut bir yapının mı dökümhaneye çevrildiği konusu henüz kesinlik kazanmamıştır.4

II. Mehmet; Ali, Müslihiddin, Saruca ve Urban (Macar) ustaya devrin en büyük toplarını (80 cm iç çap ve 8 m uzunluk) dökme talimatı vermiştir. ıahi top diye adlandırılan iki parçalı büyük toptan da 3-4 adet üretilmiştir. Topların büyüklüğü ve çapları hakkında muasır tarihçiler muhtelif bilgiler vermektedirler. 5,5 metre uzunluk, 274 cm dış çevre, 92 cm yarı çap, 18 ton ağırlık ve 544- 680 kg gülle ağırlığı toplarla ilgili diğer bilgidir. Büyük gülleler 2 km mesafeye kadar giderek 183 cm (6 kadem) derinliğinde toprağa gömülüyordu. Topun sesi 24 km mesafeden duyulmaktaydı. Tarihi topların malzemelere göre sınıflandırması yapıldığında, ilk olarak ağaçtan ve taştan yapılan toplar; sırasıyla, kurşun toplar, dövme-dökme demir toplar, bakır toplar, pirinç ve bronz (tunç) toplar ile takip edilir. Gülle olarak taş, mermer, kurşun, demir ve bakır alaşımları yoğun olarak kullanılmıştır.5

Macar top ustası Urban da top yapımında çalışmıştır. Mehmet’in bizzat çizimlerini yaptığı Bizans surlarını delecek şekilde büyük toplar yapılmıştır.6

Toplara verilen isimlerin; görünüğüne, yapıldığı döneme veya yapımcı ustalarına izafeten bazen Farsça, Arapça bazen de uydurma sıfatlarla verildiği belirtilmiştir. Bunlardan bazıları;

Şâhi: Bu top Fatih tarafından Macar Urban Ustaya ve diğerlerine yaptırılmış olup iki parçalıdır. Kovan 8 ton olup, en kısa namlu uzunluğu 91.5 cm dir ve en etkili top özelliği taşımaktadır.

Balyemez: Bu topu yapan kiıinin, sevmediği için ömründe hiç bal yemediğini ve onun yaptığı topların da bu durumuna nispetle “bal yemez” diye şöhret bulduğu belirtilmiştir.

Darbzen: Lügatlerde ”kale döven top” olarak tarif edilen darbzen, Arapça “darb”(vurma, dövme) kelimesiyle Farsça zeden/zen (vurmak, vuran) kelimelerinin bileşiminden meydana getirilmiş, Türkçede “darbe vuran” manasında bir sıfattır.

Humbara: Aslı Farsça, humpâre kelimesinden gelmekte olup bazen kumbara olarak ta geçmektedir. içi boş demir veya tunçtan yapılmış güllelerin içine bomba veya benzeri tahrip maddesi koyularak kullanılan bir nevi el bombası olarak nitelendirilebilir.7

Sonuç olarak açılan gedikler ve delinen surlardan içeriye ilk girişte 70 bin Osmanlı askeri olduğu bazı kaynaklarca ifade edilmiştir. Konstantiniyye, 29 Mayıs 1453’de fethedilmiş ve tarihin en büyük imparatorluklarından olan Roma’nın Doğu kolu olan Bizans İmparatorluıu tarih sahnesinden silinmiştir.

1 Halil İnalcık, Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar, I, s.71.

2 Abdulkadir Özcan, Kapıkulu, TDV ıslam Ansiklopedisi, XXVI, s.348.

3 S. Aydüz, Tophane-i Amire ve Top Döküm Teknolojisi, Ankara, AKDTYK 2006, s. 12-25.

4 Salim Aydüz, Tophane, TDV ıslam Ansiklopedisi, XLI, s.261.

5 Fevzi Yılmaz, Fatih Sultan Mehmet Dönemi Topları ve Deıiıen Üretim Paradigması, insan ve Toplum Bilimleri Dergisi, 4, İstanbul 2014, s.222,223.

6 M. Feridun Emecen, Fetih ve Kıyamet 1453, Timaı Yayınları, İstanbul 2012, s.77.

Abdûlkadir ÖZKARAMAN

Abdûlkadir ÖZKARAMAN

KARAMANOĞLU MEHMET BEYİN TORUNU Tarih Bölümü Lisans Öğrencisi, Yazar, Şair

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir