www.gazilerim.com

Üye Girişi

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün57
mod_vvisit_counterDün57
mod_vvisit_counterBu Hafta195
mod_vvisit_counterGeçen Hafta581
mod_vvisit_counterBu Ay522
mod_vvisit_counterGeçen Ay3923
mod_vvisit_counterToplam16504

We have: 2 guests online
Szin IP: 38.107.191.104
 , 
Bugün: Eyl 07, 2010

Duyurular

web sitemizin güncelleme

çalışmaları devam etmektedir.

Siz değerli üyelerimize

layık güzel bir site yapmak

için elimizden geleni yapmaktayız

sabrınız için teşekkür ederiz.

Talat ın yanlış müzakere stratejisi ve varılan çıkmaz yol PDF Yazdır e-Posta
Mehmet Salih ERSOY tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 06 Mart 2010 17:32

GÜNEŞ DOĞARKEN

Salih Mehmet Ersoy

 

Talat’ın yanlış müzakere stratejisi ve varılan çıkmaz yol!..

 

Kıbrıs Türk halkının haklarını korumayı amaç edinen kim olursa olsun, ya kendi dünya görüşünü ve eğer yeterli değilse, masa başında hata yapmamak için konuyu uzmanlarla konuşmak, fikir teatisinde bulunmak, ancak her şeyden önemlisi, halkın korumayı göze aldığınız haklarını yeterince korumak için halkın inandığı davaya sizin de gerçekten inanmanız şarttır. Bu inancı taşımayan kişi kim olursa olsun, masa başında Kıbrıs Türk halkının haklarını koruması asla mümkün değildir.

 

Her şeyden önce, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşu, tıpkı iki kişi arasında varılan bir anlaşma ile kurulan bir ortaklık gibidir. Olaya bu gözle baktığınız zaman, ortaklıktaki haklarınızı, şartlar ne olursa olsun, sonuna kadar müdafaa etme olanağınız mümkündür.

 

a)      Ancak Sn. Talat’ın, ta başından itibaren, Kıbrıs Türk halkının özgür iradesiyle kurulan KKTC’ni “Ceberut Devlet” diye nitelemiş olması,

b)      Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilanından önce uluslar arası anlaşmalarla Garantör ülke sıfatıyla anlaşmalarda ye alan Türkiye Cumhuriyeti’ni, işlerimize karışan bir taraf  olarak görmesi ve bu meyanda bazı yakın çevresine bu hususta fikir beyan etmeleri için kol kanat germiş olması,  

c)      KKTC’nin ilanı için CTP Parti Meclisinin almış olduğu karar karşısında sabaha kadar ağladığı sözkonusu olduğuna göre, müzakere masasında Kıbrıs Türk halkının haklarını koruyan ve bundan böyle elde edilecek hakların hiçbir suretle bozulmasına fırsat vermeyecek bir anlaşmaya imza atması mümkün müydü?

d)      Sn. Talat’ın yanında yeralan bazı çevrelerin, Garantör Türkiye’ye yönelik “Türkiye, Ne Seni, Ne Paranı ve ne de Memurlarını isteriz” gibi çirkin söylemlere ses çıkarmayışı ve bu olayın gerçekleşmemesi için ta başından itibaren tavır koymamış olması,Türk halkının haklarını koruma adına etkin politika sürdürmemesi gerçeğini unutmmaız mümkün mü?

e)      Bu  gün halâ, “KKTC’ye Sahip Çıkılamaz” dediğine göre, masa başında iki devlete, siyasi eşitliğe ve Türkiye’nin etkin ve fiili garantisine dayalı bir anlaşmaya imza atması mümkün mü?       

 

Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs Cumhuriyetindeki ortaklık haklarının Cumhurbaşkanı Sn. Talat tarafından korunmadığını şöyle özetleyebiliriz.

  1. Sn. Talat, KKTC’ni asla benimsememiş olmasından,
  2. KKTC’ni “Ceberut Devlet” olarak kabul ettiğinden,
  3. Rum tarafının, Kıbrıs Meselesinin halledilmesi için öne koyduğu şartları, ve izlediği stratejiyi, kendinin de ayni şartları ve ayni stratejiyi sürdürmemiş olmasından,  
  4. Bir taraftan, ortada Kıbrıs Meselesi Sorunu dururken, Rum tarafının AB’ye katılması için uyguladığı stratejiyi aklına dahi getirmemiş olmasından,
  5. Rum tarafı ile masa başına oturmadan, sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’ni üyeliğe alan AB ile, KKTC’nin AB’ye katılım anlaşması için ısrarlı ve halka mal edilmiş bir kampanya ile bunu AB’ye kabul ettirmemiş olmasından,
  6. Bu aşamada, AB’nin önümüze koyması muhtemel, “Kıbrıs Sorununu hallediniz” şartını, göz önünde tutarak, “Siz Rum Tarafını AB üyeliğine alırken Kıbrıs Sorununun halledilmesi şartını koymadınız, bize şimdi bu şartı hangi hakla koyduğunuzu bilmek hakkımızdır”, gibi bir argümanla meseleye geniş bir açıdan bakılmaması,
  7. Rum tarafı AB’ye üyelik için başvurduğu zaman Kıbrıs Sorunu devam etmekteydi, ancak bu var olan sorunu gözardı eden AB, Rum tarafını üyeliğe kabul ettiğine göre, KKTC’ni de ayni şartlarda kabul etmesini istemek ve zorlamak, Kıbrıs Türk halkının haklarını korumak adına şarttı.
  8. KKTC ile AB arasında varılacak bir anlaşmayı, Türkiye’nin AB üyeliği gerçekleştiği zaman yürürlüğe koyma şartımız olmuş olsa, Rum tarafının masa başında bizimle dalga geçmesi mümkün olur muydu? 
  9. Ancak ta başından itibaren Sn. Talat’ın kabul ettiği “Tek Devlet, Tek egemenlik ve Tek Vatandaşlık” kavramları ortada dururken, Sn. Talat’ın yukarıda saydığımız ilkeleri ve şartları olmazsa olmaz kabul edip masada kiminle görüşürse görüşsün, dik durması mümkün değildi.  

Bütün mesele, bir insanın omuzladığı görevi layıkıyla yapma becerisini göstermesidir.

Bizim bu talepleri AB’ye ve Rum tarafına kabul ettirmemiz mümkün değildir”

düşüncesinde olan kim olursa olsun, Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs Cumhuriyetindeki ortaklık haklarını koruması asla mümkün olamaz. .

Ohalde Sn. Talat’a çağrımız, lütfen fazla gölge etmeyiniz, fazla ihsan istemeyiz.

 

 

 

Mehmet DEMİR

Mehmet DEMİR
Mehmet DEMİR

Erol GÜLER

Erol GÜLER
Erol GÜLER

Neval KAVÇAR

Neval KAVÇAR
Neval KAVÇAR

M.Salih ERSOY

Mehmet Salih ERSOY
Mehmet Salih ERSOY

Mehmet NACAR

Mehmet_Nacar
Mehmet_Nacar

Tanju MUEZZİNOGLU

Tanju MÜEZZİNOĞLU
Tanju MÜEZZİNOĞLU

Yasal Uyarı

Sitemizde yayınlanan her türlü yazı ve yorumun sorumluluğu yorumun ya da yazıyı yazan kişiye aittir.