| Kanı Bozuklar |
|
|
|
| Mehmet_Nacar tarafından yazıldı. |
| Perşembe, 25 Şubat 2010 01:16 |
|
Kanı Bozuklar
AKP Çorum Milletvekili Ahmet Aydoğmuş seçim bölgesinde yaptığı bir konuşmada şu sözleri sarf etmişti. ‘’İktidara karşı çıkanların kanını tahlile yollamak gerekir. Bu kanı bozuklar gizli sözleşmeler yaparak ihanet etmişlerdir. Osmanlı’yı da Yeniçeri Ocağı çökertti…’’ Bu iki satırlık sözlerin nasıl bir psikolojiyi yansıttığını açıklamaya gerek yok sanırım. Ancak, sözlere dikkat ederseniz bu ithamın birinci derecede muhatabı Yeniçeri Ocağı ve günümüzde de bu ocağın devamı olan TSK’dir. Sayın Vekil gizli sözleşmeden söz edince aklımıza hemen çok yakın yıllardaki bir gizli sözleşme gelmekte. Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanlığı döneminde on iki maddelik gizli bir sözleşme yaptığı basında bir süre gündem konusu olmuştu. Bu durumda ilk olarak Sayın Ahmet Erdoğmuş’un Sayın Cumhurbaşkanımızdan özür dilemesi gerekmekte. Yeniçeri Ocağı benzetmesiyle TSK, İktidara karşı çıkanlar sözüyle de başta CHP ve MHP olmak üzere, AKP’ye oy vermeyen ve karşı çıkan herkes kanı bozuk kapsamına alınmakta. Anayasaya göre milletvekilleri yalnızca kendi seçim bölgelerinin değil, ülkenin tamamının vekilidirler. Vekili olduğu halkın yarıdan fazlasına ve devletin ordusuna kanı bozuk diyen bir vekil ne cumhuriyet tarihimizde, ne de dünya tarihinde görülmüş değildir. Geçmişte ‘’Bize oy vermeyenler kâfirdir’’ diyenlere rastlamıştık ama kanı bozuk diyenlere rastlamamıştık. Belki ülkemizde kanı bozuklara rastlamak mümkündür. Ancak bunların kan tahlili yapılmadan ve gen haritası çıkarılmadan ne olduklarını anlamak mümkün değildir. ** Bir de Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Avni Doğan’ın seçim bölgesinde söylediği sözlere bakmakta yarar görüyorum. Ne demişti; ‘’Bu memlekette kimin kızının başı örtülü, hepsini fişlemişler. Kim muhafazakâr, kim namaz kılıyor, hepsini fişlemişler. Eee, şimdi biz onları fişliyoruz. Kırk sene onlar bu halka yaptı, şimdi sıra bizde. Yapmaya çalıştığımız bu arkadaşlar…’’ Şimdi bu sözlerden ne anlam çıkarmamız gerekiyor? ‘’Dervişin fikri neyse zikri de odur’’. Bunu ben demiyorum. Atalar demişler. Ayrıca sözlerine dikkat ederseniz Sayın Avni Doğan yalnız kendi adına konuşmuyor. Sözlerinin hepsi de çoğul. Yani söylediği sözler AKP adına söylenmiş sözlerdir. Kırk yıl sözü de genelleme olarak söylenmiştir tabi ki. Aslı cumhuriyetten günümüze kadar olan zamandır. Politik dili bırakıp gerçeklere yönelecek olursak Avni Doğan’ın sözleri en azından misilleme olarak kabul edilmesi gereken sözlerdir. Başkalarını bilemem ama kendimden örnek verme şansım var. Şahsen ben de milliyetçi muhafazakâr bir yapıya sahibim. Ancak bugüne kadar ne ben fişlendim, ne de aile fertlerimden birinin fişlendiğini öğrendim. Hem kimi kime karşı fişleyecekler ki? AKP iktidarına kadar ülke halkı cumhuriyetle ve devletin resmi kurumlarıyla barışık yaşamaktaydı. Dini veya dinsizliği politikaya alet eden bazı siyasiler olmasaydı bu tür düşünceler akla bile gelmezdi. Her dönemde seçimler yaklaştıkça dini konular kaşınmaya başlanır. Amaç, halkın temiz dini değerleri üzerinden oy tasarrufunda bulunmak. ** Son yıllarda yaşananlar laik demokratik hukuk devletinde yaşanmaması gereken olaylardır. Neler yaşanıyor? Ergenekon davalarının ardının arkasının kesileceği yok. Her ne hikmetse görevde oldukları zamanlarda birçok başarılara imza atmış, ordudan emekli bir takım paşalar teröristlikle suçlanmakta. Özellikle son aylarda PKK teröristleri unutuldu. Terörist deyince akla ordudan emekli paşalar gelmeye başladılar. Ünlü adalet terazisi salıncağa döndü. Binene göre sallanmakta. TSK’nin asıl görevi cumhuriyeti dış ve iç düşmanlara karşı korumaktır. Ancak son yıllarda öyle bir hava yaratıldı ki, anlamak mümkün değil. Yapılan soruşturmalara bakılırsa TSK’nin darbe planları ile hükümetteki üst düzey kişilere suikast planları yapmaktan başka yaptığı bir iş yokmuş. Her ne hikmetse tuttuğunu koparan, Anadolu’yu işgalden kurtaran, Çanakkale’de kahramanlık destanları yazan bu kahraman ordu beş altı adet darbe olanı yapmasına rağmen hiç birini uygulama fırsatı bulamadan, bir takım kişiler tarafından suçüstü yakalanmış… Bunlara inanmak mümkün mü? Bilemiyorum. Halkımız bilir. Zaman zaman bakıcısını parçalayan aslanlara rastlanmıştır. Çünkü bakıcısı yanlış yapmakta… Zifiri karanlıkta zayıf farları yalnızca arkayı aydınlatan bir araçla yol almaktayız. Kazaya uğramak mukadder görünmekte.
|














